Yazan: Ken'an Rifâî

SEKİZ BAHÇENİN HAKİKATİ

Akıl sâhibi bir adamın kalbinde, tarhlar ile ayrılmış sekiz bahçesi vardır. Bir bahçıvan, bakımını üstüne almış olduğu bahçelerinde nasıl her gün gezerek lüzumsuz ot ve dikenleri ayıklayıp atarsa, bizim bahçıvan Edhem Ağa’nın vecizelerinden biri olarak “Beyim bahçeye her gün bakılırsa güzel olur” dediği gibi, âkil kimselerin de her gün bahçelerine bakıp bunlarda biten diken ve […]

RABBİM ALLAH’TIR!

Akl kurban kün be-pîş-i Mustafâ Hasbiyallah gû ki Allâhem kefâ Aklını pîş-i Mustafâ’da kurban et ve bana Allah’ım yeter, de! Bunu diyen, Rabbim Allah’tır, deyip istikâmet etmekle korku ve kederden kurtulur. O halde sen kendini Hakk’a verirsen, elbet o da senin için olur. (…) Hakk’ın da her yaptığında bir hikmet vardır. Bunu görebilmek de tevhîddir. […]

İLİM DEMEK…

  Ezelde ruhlara “Ben senin Rabbin değil miyim?” dendiği vakit “Evet, sen benim Rabbimsin!” cevâbını verdikleri için, onlara “Şu halde gidin, bu dâvayı dünya mahkemesinde ilim ve amel şâhitleriyle isbat edin” denilmiş. İlim, sahibini bilmek ve bulmak demektir. Yoksa maksat, zâhir ilmi yâni kıyl ü kal değildir. Amel ise, onu gerek bedenen gerek kalben işlemeye […]

ONLARI ÖLÜ ZANNETME…

Şehit demek, Allah yolunda can veren demektir. Sen Allah yolunda can verenleri ölü zannetme, diyor Allah… Kezâ, Hak yolunda nefsiyle mücâhede eden âşıkların gözyaşları da şehit kanlarıyle beraberdir. (Ken’an Rifâî, Sohbetler, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul, 2000, s. 439)

Ken’an Rifâî Hazretleri’nden…

Bunca zamandır şâhit oldunuz. Biliyor görüyorsunuz. Hiç kimse ile münâzaa ettiğime rastladınız mı? Değil tatsız çekişme ve mücâdeleler, bana kötülük etmek isteyenlerin dahî dostu ve hayır dileyicisi değil miyim? Hele bir düşünün… Dünya boş söz ve mâlâyânî ile geçirilecek bir yer midir? Bunu biliyorsanız vaktinizi lüzumsuz işler ve sözlerle ne çalın ne çaldırın. Asıl mârifet, […]

BİZ NE İSTERİZ DE SEN VERMEZSİN…

Senin için güçlük yok. Nur ve zulmet, akşam ve sabah da yok… Yâ Rabbî, bizden murâdın ne ise bize onu müyesser eyle… O murâdın ki kullarında ihlâs ve safâ ve ahidlerinde sıdk ve vefâdır, ondan ayırma! Bizi senin benliğine benliksiz eriştir ki sıfatınla sıfatlanalım. Bizi bizsiz senden sana ulaştır ve şükrün yolunu bize müyesser et […]

Sohbetler (Mayıs-Haziran 2016)

“Hazret-i Mevlânâ öyle buyuruyor: Kadınlara muhabbet etmeyen ve mağlûp olmayanlar, akılsız câhillerdir. Muhabbet eden ve mağlûp olan ise âkillerdir. Onun için, hayvan dişisine muhabbet etmez ve mağlûp olmaz. Bu, insana verilmiş bir haslettir. Resûlullah Efendimiz’e bir gün zevcelerinden birinin canı sıkılarak mübârek göğüslerinden itmiş. Valdesi de orada imiş. Kızına canı sıkılarak azarlayınca, Efendimiz ‘Bırak, bırak… […]

Sohbetler (Nisan 2016)

Bir mes’ele hakkında iyi ve fena diye mukayese yapılması üzerine: – “Fena yoktur. Fenalık denen şey, iyiliğin bir derecesidir. Fena da iyidir. Niçin iyidir? İyiliğin kıymeti onunla meydana çıktığı için.     Dünyâda mutlak hayır ve mutlak şer yoktur. Bir kimse için fena olan, diğer biri için iyidir. Dünyâdaki bütün sedalar, Türk, Arap, Acem, Kürt, İtalyan, İngiliz, Çin, […]

Sohbetler (Mart 2016)

Tanbûrî Cemil Bey’in san’atındaki tesir, içine aşk karışmış olmasındandır. Taklit başkadır, aşk başkadır. Kaynağı aşk olan san’at, evvelâ sanatkâra tesir eder, oradan da karşısındakilere sirâyet eder. Fakat şunu da söylemek lâzım ki bir kimsede bu aşka ne derece istidat olursa olsun, yine de san’atı kazanmak için çalışması şarttır. Bir sanatkâr, sazına hâkim olabilmek için en […]

Sohbetler (Şubat 2016)

“İnsanı hayvanlardan ayıran ilk alâmetlerden biri tebessümdür! Bir çocuk yeni doğduğu vakit beşikte tebessüm eder. Çocuğun, kundaktaki tebessümleri ailenin saadetine saadet katar. Aşk da, o kadar kanlı şanlı olan aşk da evvelâ tebessümle başlar.” Sâmiha Hanım: –   Hâfız-ı Şirâzî’nin ‘Aşk evvel kolay göründü, fakat ona intisaptan sonra nice müşküller belirdi’ dediği gibi… –   “Öyledir. Aşkın bidayeti tebessüm […]