Yazan: Banu Büyükcıngıl

Allah’ın Vefâsı

Sıdk ve vefâ kavramları birbirini tamamlayan kavramlardır.  Sıdk, sözlükte saflık, temizlik, doğruluk ve sâdık olma anlamına gelir. Tasavvufî  olarak sıdk, Allah’a gönülden  bağlanarak çıkar hesabı yapmamaktır.  Her gördüğünü hak bilip ona göre davranmak, bir başka deyişle,  olduğu gibi görünme veya göründüğü gibi olma  halidir. Vefâ ise dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık, sadakat […]

Adalet

  Bugünlerde ülkemizde ve dünyada yaşadığımız terör olayları hepimizi derinden etkiledi. Herkeste bir hüzün, bir öfke havası var. Durmadan öfkeden ve acıdan konuşup şikâyet ediyoruz. Herkesin konu ile ilgili farklı düşünceleri var. Otobüste,  kuaförde, bakkalda herkes dünyayı kurtarıyor ve birilerine sövüp birilerini yüceltiyor. Bu karmaşadan kopup Sâmiha Ayverdi’nin  makalelerinden oluşan bir-iki kitabını karıştırdım. Sâmiha Anne’nin […]

Deryasında Yok Olmak

Kâmil insanları herkes idrâkince anlar, lâkin bazı sultanlar vardırki onlardan biz kâmilin hakikatini dinleriz. Belki anlamayız ama dinleriz idraâk etmek için. Karınca kararınca, kabımıza ne düşerse artık… 20. yüzyılda yaşamış bir büyük mutasavvıf olan Kenan Rifâî nice erler yetiştirmiştir. Bu erlerden biride kendisinin dizinin dibinde büyümüş olan Meşkûre Sargut’tu. Meşkûre Sultan, efendisinden öğrendiği ilmi etrafındaki […]

Aynı Kandilin Nuru

Aralık ayında Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşrifini kutladık. Mevlid Kandili, O’nun o kutlu doğumunu azıcık da olsa idrak etmemiz için bir fırsat yaratıyor. İlim öğrendikçe Allah’a duyulan aşk artarmış der büyüklerimiz. Gerçekten de öyle. Peygamberi sadece 600’lü yıllarda 63 sene yaşamı bir zat olarak görmek gene bizim kalıplaştırmayı seven zihinlerimizin bir oyunu olsa gerek diye düşünüyorum. […]

Kapıyı Çalan Benim

  Herkesin hayattan beklediği ve istediği şeyler vardır. Acaba bu isteklerimiz bizim için en iyisi midir? Peki ya her çaldığımız kapının yüzümüze kapanmasında ne gibi bir hayır vardır? Hepimiz mutlu olmak ve dilediğimiz hayatı yaşamak için gelmişizdir bu dünyaya. Yani en azından böyle sanmaktayız. Şöyle bir düşünelim, kim kötü bir hayat ister ki? Güzel eş, […]

Öğretmenle Seyahat

“Dünya okuyabilen için bir kitaptır” derler. Nasıl okunur dünya, her yerde bu kadar acı ve karmaşa varken? Bunca sıkıntıya rağmen, nasıl zevk alır dünyadan. Sıkıntıyı çeken biz olmasak bile, başkalarının çığlıkları gelir kulaklarımıza… İçimizi acıtır ve öfkelendirir bizi… Hem kendi yaşadıklarımız ve hem de başkalarının acıları, karanlığa iter bizi. “Bu bana yapılmalı mıydı” veya “haksızlık […]

Şâhit Miyiz?

Şehâdet kelimesini her namazda dillendiriyoruz: “Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.” Şehâdet, bildiğiniz üzre şâhit olmak demektir. Biz bir şeyi gördüğümüz zaman şâhit oluruz. Görmek sadece gözle mi olur? Biz Allah’ın varlığını ve birliğini maddî gözümüzle görebilir miyiz ki şâhit olalım? Gözümüz maddî âlemin bile çok küçük bir […]

Vermenin Bereketi

İslâm, çeşitli kurallar ile maddî ve mânevî dünyamızda bir denge içinde yaşamamızı sağlar. İslâm’ınşartları, maddî bedenimizi koruyup temizlediği kadarruhumuzuda besler ve güzelliğini ortaya çıkarır. Her bir beş şartın hem zâhirîhemde bâtınîmânâlarıvardır. Her bir şart eşit şekilde önemli ve kıymetlidir, çünkü İslâm bu beş şart üzerine inşâ edilmiştir. Bunlardan biri olan zekât, zahirde malımızın bereketini artırır, […]

Esâretten Özgürlüğe

Herkes karşıdakini kendisi kadar görebilir. Örneğin hiç yalan söylemeyen birisi karşıdaki yalan söyleyince anlamayabilir. Hayatında hiç denizi görmemiş biri denizin ne olduğunu kitaplardan okusada gerçeğini görünce kafasında tasavvur ettiğinin deniz olmadığını anlar. Ben de SâmihaAyverdi’yi kendi kitaplarından ve onu görenlerden işittiklerimle biliyorum. Her kitabı ayrı bir derya olan Sâmiha Sultan, İslâm’ın inceliklerini muazzam kurgularla bize […]

Hicret İçinde Hicret

Bir umre ziyaretim sırasında seyahatimize rehberlik eden hocalardan biri “aslında hicret, bir yerden bir yere tekrar dönmek niyetiyle göç etmektir” demişti.  Beni bu anlatım çok etkilemişti. Mekke’den, yani zulüm gördüğü, ama bir yandan da doğduğu şehirden ve çok sevdiği Kâbe’den, yabancı bir şehre, Yesrib’e göç etmişti Efendimiz. Yesripliler O’na kucak aşmış ve sevgiyle karşılamışlardı. Yesrip, […]