Neden Hz. Mevlânâ?

Ben Hz. Mevlânâ ile yirmili yaşlarımın başında Türkiye’den çok uzak bir ülkede soğuk bir kış mevsimi, akılları durduracak güzellikte bir kütüphanede tanıştım. O ilk tanışmadan sonra, her ne kadar içimde bir uyanma olduysa da, Mesnevî’yi evime ve elime alabilmem ve tasavvufa baş koyabilmem birçok seneler aldı.

 

Ben bir filozof değilim ama var oluş soruları kendimi bildim bileli kafamın içindeydi. Bir teolog değilim ama dinleri, dinlerin sosyolojisini, inanç psikolojisini mütemadiyen merak etmişimdir. Sırf bu merakım yüzünden dört senelik üniversite müfredatını, zorunlu olmadığı halde her dönem dinî araştırma vb. ile ilgili dersler alarak dört buçuk senede bitirmişimdir. Seneler içerisinde bütün dinlerin tarihini, sosyolojisini, coğrafyasını çeşitli kaynaklardan okudum, doyamadım. Bildiğim farklı dillerdeki din kitaplarını hâlâ okumaya devam ediyorum. Batı Doğu sentezi arasında büyümüş olmama, Batı’da kiliseye giderek, Doğu’da namaz kılan bir anneanneye el vererek yetişmeme rağmen, gerçek inancımı ve hayat felsefemi tasavvuf ile karşılaşana ve tabii ki Cemâlnur Sargut öğretmenim ile tanışana kadar bulamadım. Bununla beraber, her ne kadar hâlimden memnun olsam da, idrakım geliştikçe kendime şu soruyu sormaya devam etme çabasındayım: Neden tasavvuf? Neden  Mevlânâ? Neden Kur’an-ı Kerim?

 

‘Neden tasavvuf’ ve ‘neden Kur’ân-ı Kerim’ başka zamanın konuları ama ‘neden Hz. Mevlânâ’ sorularının cevaplarını, kendimce şöyle sıralayabilirim:

 

  1. O akıldan çok gönüle hitap ediyor. Diler okullu olsun, diler alaylı, her akılı bir başka akıl elbet bir gün yeniyor. Akıl bir yerden başka yere kolayca akıp gidiyor, ama gönül, görmeyi bilen için, konduğu yerden hiç geçmiyor. Hz. Mevlânâ Mesnevî’sinde de, diğer eserlerinde de herşeyden çok ruhumuza, gönlümüze hitap ediyor.

 

  1. O eskimiyor. Hz. Mevlânâ, her eserinde okuyana farklı bir yerden hitap edip her defasında farklı bir ders veriyor. Özellikle Mesnevî hiç ama hiç eskimiyor. Her başa dönüşte, her hikâyeden çok çeşitli mânâlar zuhur ediyor. Derinliği ile insanı hiç bıktırmadan eğitiyor.

 

  1. O birleştiriyor. Hz. Mevlânâ, öğretileri ile hiç kimseyi, hiçbir milleti ayırmıyor, herkese eşit mesafede duruyor. Ayırmak bir yana dursun, hak yolunda haksızlıklara mutlak sûrette ses veriyor, gerektiği yerde şartlar ne olursa olsun birleştirici güç olmaya gayret ediyor. Divân-ı Kebir de bu hâli şöyle dile getiriyor: “Biz bu dünyada güneş gibiyiz. Herkese can vermeye, tüm insanlık âlemine yararlı, faydalı olmaya gelmişiz… Biz altın gibi birkaç  kimsenin öz malı değiliz. Biz ummanlar gibiyiz, madenler gibiyiz; biz bu  âlemde herkesin malıyız.”

 

  1. O kişisel gelişim sürecine destek oluyor. Hz. Mevlânâ, felsefesi ve menkıbeleri ile sadece biz Doğu kültürünün etkisindeki kimselere değil, bütün dünyaya hitap ediyor. Nefsinden arınmaya baş koymuş, ruh, gönül, beden ve davranış temizliğine çıkmış, ihtiyacı olan herkese destek oluyor.

 

  1. O insanı aşka getirip aşkta tutuyor. Hz. Mevlânâ tam bir Allah ve peygamber âşığı olarak, bizlere yol gösterici konumunda duruyor, dost oluyor.

 

Gittiğim her ülkede gururla bahsettiğim o büyük sultanı, lâyıkı ile anlamayı diliyorum.

The following two tabs change content below.
Sesil Pir

Sesil Pir

İstanbul Türkiye doğumlu. İnsan Kaynakları ve Endüstriyel Psikoloji uzmanı. İnsan Kaynakları bölüm yöneticiliği ve kendi kurduğu danışmanlık şirketinin ortaklığını yaparken aktif olarak organizasyonların, bireyler, takımlar ve liderler üzerinden gelişimine çalışmakta. Aşk'a aşık, lütuf bildiği her nefesin borcunu ödeme derdinde. Yirmi senedir uzak yaşadığı ülkesine dair en çok ezan sesini ve pastane kokusunu özlemekte. Ara ara, deniz kenarında bir yerlerde, en sevdiği hayvanlar olan fillere yakın, bol bol bezelye yiyerek yaşamayı hayal etmekte. İsviçre'nin Basel şehrinde ikamet etmekte. Evli, henüz çocuk sahibi değil.
Sesil Pir

Son Yazıları: Sesil Pir (Profiline git)

0 yorumlar

Yorumla

Yorum yapmak ister misiniz?
Gelişmemizde katkınız olsun.

Bir Yorum Yazın