Dile Gelen Taş’tan…

Bak ne diyor adamcağız? Göçe göçe son menzilin ışıklarını görür oldum.

Ben göçebeyim. Ammâ yollarda benim gibi daha nice göçebeler mevcut… Ne ki onların heybeleri, çıkınları dopdolu. Daha da her fırsatta duraklayıp heybelerini, çıkınlarını, azıklar, artıklar paralar pullarla doldurup şişiriyorlar. Halbuki son menzile onları çağıranlar “Daha ilerisi yok… O ağırlıkları boşuna taşıma, varacağın yerde altına, gümüşe iltifat edecek kimse bulamazsın, at sırtından onları… Bak, senden kalacak ne varsa onu kapıp paylaşmayı bekleyen kimseler etrâfında bekleşmektedirler… Ölüm hak, miras helâl…” diyerek hem ağlayacak hem gülecekler ve senelerdir sırtında hamallığını yaptığın ak ya da kara akçeni bölüşecekken belki kavgalarla, gürültülerle malın, mülkün üstüne çullanıp sanki kıyâmete kadar kendilerinde kalacakmışçasına senetleri sepetleri kendi üstlerine yazdıracaklar…

***

Bir ara bana da: “Heybende ne var?” diye seslendiler. “Ne bileyim?” dedim. “Baksana!..” dediler.

Heybemin tek gözü vardı, araladım, baktım. Bomboştu. Ammâ bu nasıl bir boşluk olmalı idi ki içinden öylesine dayanılmaz bir râyiha çıktı ve “Allah!” diye bir ses geldi ki düşüp bayılmışım.

Bu defâ, beni sorgu suâle tutanlar “Öldü, öldü!” diyerek etrâfımda toplandılar. Ölmemiştim. Onları duyuyor, lâkin cevap veremiyordum. Nasıl ölmüş olabilirdim ki, o güzel koku ciğerlerimden bütün mesâmelerime yayılmış, duyduğum o sesle berâber beni esîr etmişti.

Etrâfımdakiler hâla “Zavallı göçebe öldü…” diyorlardı.

***

Acaba hakları var mıydı? Gerçekten ölmüş müydüm? Her ne hal ise, bu ne hoş, ne tatlı bir ölümdü. Asla uyanmak, dirilmek istemiyordum. Onların anlayışına göre ölü idim. Son durağıma götürdükleri zaman, bu boş heybeli adama kimseler mirâsçı çıkıp baş ucunda çekişmeyecekler, gürültü koparmayacaklardı.

Zirâ heybesinde altını gümüşü, zâd ü zâhiresi olmayan yoksul göçebenin uzun yıllar taşıdığı boş heybeden sızan o koku ve “Allah!” sayhası, mirâsçıların bekledikleri mîraslardan değildi ki…

 

(Sâmiha Ayverdi – Dile Gelen Taş, Kubbealtı Neşriyâtı, Eylül 2008, İstanbul, s. 87 – 88)

 

The following two tabs change content below.
Sâmiha Ayverdi

Sâmiha Ayverdi

Sâmiha Ayverdi

Son Yazıları: Sâmiha Ayverdi (Profiline git)

0 yorumlar

Yorumla

Yorum yapmak ister misiniz?
Gelişmemizde katkınız olsun.

Bir Yorum Yazın