Yazan: Emine Ebru

Türk İş Dünyasındaki Değerler Sisteminin Anadolu İrfânı Işığında Yeniden Tesisi

“Beden senin atındır, dünya ise o atın ahırıdır. Atın yemi binicinin yiyeceği olamaz.” Mevlâna Celâleddin Rûmî 18. yüzyıl Sanâyi Devrimi ile başlayan ekonomik değişimler toplumlarda hem sosyal hem de kültürel önemli dönüşümler yarattı. Ürün ve üretimdeki bollaşma, artan sermâye ve gelişen teknolojiler pek çok alanda hayâta konfor katsa da daha rekabetçi, daha bireyci, daha yalnız […]

Bahar Geldi Japonya’ya

Amatör kalemleriz biz. Bu derginin içeriğine katkı sağlayan başta bendeniz olmak üzere, bizim kız-bizim oğlan dost yüzler toplandık; sâlih niyetlerle dökülürüz kâğıtlara. Duygularımızı, fikirlerimizi, tecrübelerimizi aktarmak isteriz. Çoğu yerde yazdıklarımız kendi içimize bile sinmez ama “istikrar mükemmeliyetten en âlâ kerâmettir” düsturuyla gayret ederiz. Biliriz ki aktarabildiğimiz her güzellik O’ndan ve bütün sürçmeler nefislerimizdendir. Amatör kalemdir […]

Nûr İken Adı Oldu Meşkûre

Sosyal medyanın ilk tohumlarını atan mâlûm şahıs henüz Harvard’da öğrenciyken yeni bir devrin pimini çektiğinden haberdar mıydı acaba? Artık yaşa bakmaksızın cümlemizin yeni emziği sayılan akıllı telefonlarımıza müptelâ, dijital dünyada hayallerimize açtığımız alanlarda yaşıyoruz. Bu ifade şeklinin vücudumuza salgılattığı dopamin ile dijital dünyada hiç olmadığımız kadar renkli, hiç olmadığımız kadar cesuruz. Hele bir de bilgeyiz […]

Zaman

Sahnede 11-12 yaşlarında bir kız çocuğu var. Seksenli yılların henüz en başında kardeş kavgasından yorulmuş, aşınmış bir memleketin hafif karanlık, biraz melankolik ve çokça tevâzu dolu dünyasında gelecekle ilgili hayaller kuran bir çocuk. Kendini bildi bileli zamanı geçer akçe saymış. Sabahları 08:30’da kalkılır. 9:00’da kahvaltı yapılır. 11:00’de radyoda Çocuk Bahçesi programı vardır. 12:30’da okula gidilir. […]

Muharrem 1437

Hicrî 1437 İstanbul’a sonbaharla geldi. Sağanak yağmurlu bir günde yerlerde savrulan yapraklar hiç de hüzün vermez bana. Yeniden giyinebilmek için soyunur ağaçlar, daha büyümüş, daha serpilmiş olarak bahara kavuşabilmek için dökerler yapraklarını. Celâlin cemâline giden nur olduğu gibi ve her yok oluşun daha büyük bir varoluşa yol açtığı gibi, ölüm de daha büyük ve kalıcı […]

Şehide Mektup

Şehidim, Sen ki hayatının hiç de umulmadık bir ânında kuş olup göçüvermişsin bu diyardan, Allah’ın cemâline doğrudan tanıklık etmeye varmışsın, bil ki ekranın karşısındaki ağıdım sana değildir. İslâm olmanın ilk koşulu olarak “kelime-i şehâdeti” her dile getirdiğimizde Allah’ın varlığına ve birliğine tanıklık ettiğimizi tasdik etsek de Cemâllullâhı müşahâde edebilmek için şu hayat yolunda bin türlü […]

Emir Sultan’da…

Muhibb-i Hak olur sana candan muhib olan, Devlet bize muhabbetin olmuş şehâ hemin Hayal olan bu dünyada bambaşka bir âleme yolculuk ettik. Emir Sultan Hazretleri’nin Medine’de, ceddi olan Resûl-ü Ekrem Efendimizden aldığı mânevî işaret ve gözüne dikilen üç kandille ulaştığı ve ebede mayaladığı Rum diyarı Bursa’da bir avuç insan ihsana uğramış olmanın ziyade zevkiyle başka […]

15 Dakika

Şehir hayatının insanı içine alan girdap tadında bir ritmi vardır. Öncelikleri genelde kendisi belirler. Merkeze işinizi koyarsınız, geri kalan yaşantınızı da etrafına örersiniz. Aslında sokakta rastgele çevireceğiniz her on kişiden beki en az sekizi kendisiyle özdeşleştiremediği, gerçek bir anlam katamadığı bir işi hasbelkader icra etmekle meşgul olduğunu itiraf edecektir. Yalnızca ekmek parası için çoğu zaman […]

Kalıpları Kırmak

ŞERİAT TARİKAT YOLDUR VARANA/ HAKİKAT MÂRİFET ANDAN İÇERU Hz. Niyâzî-i Mısrî     Bütün âlem farklı form ve biçimlere bürünmüş, tek bir mânâyı anlatmaya çalışırken kendimize yakın hissettiğimiz bir şeklin kalıbına takılıp kalmak mânâyı bulma yolunda acınacak bir kısıtlama olur.   Sanki okyanusa varan ancak içinde durduğu kavanozu kıramadığı için suya karışamayan bir akvaryum balığının […]

Komşuluk Hakkı

Can komşum, Sen benim mahalle komşumsun. Evinin kokusunu bildiğim; iyisinde kötüsünde derdimi paylaştığımsın. Sohbetimizi hemen hergün birimizin evinde mayaladığımız yetmezmiş gibi kapı önünde dakikalarca ayakta devam ettiğimsin. Pazar dönüşü elimin yükünü; sohbetinle kalbimin yükünü hafifletensin. Televizyonu birlikte izlediğimde daha bir zevk aldığım; çay ve çekirdekle sohbetini mayaladığımsın. Elim çırptığım kekin içine dalmışken bittiğini farkettiğim bir […]