Yazan: Banu Büyükcıngıl

Kadın Değil, Er!

Râbia el-Adeviyye 8. asırda yaşamış Basralı meşhur kadın sûfîdir. İslâm coğrafyasında bilindiği kadar, Batı’da da ilk çalışılan ve en çok bilinen kadın sûfîlerdendir. O, dünyevî olanı terk etme anlayışı ile ilâhî aşk anlayışını birleştirmiş ve böylece dönemindeki diğer sûfîlerden farklı bir yol izlemiştir. Râbia el-Adeviyye hakkında en kapsamlı bilgileri aktaran Ferîdüddin Attâr’dır. Bu yazıda Attâr’ın […]

Karınca Fütüvvet Yolunda

  Fütüvvet lugatta “gençlik, kahramanlık, cömertlik” mânâlarına gelir. Ahlâkî mânâda ise, kerem, cömertlik, erdem ve şecaat gibi faziletlere sahip kişiler için kullanılmıştır. Fütüvvet, peygamberlerden kalma bir ahlâk yolu olarak görülmüştür. Hz. Ali baş fetâ olarak tanınmış ve O’nun yiğitliği, mertliği ve cömertliği örnek teşkil etmiştir. Fütüvetten ilk bahseden Hz. Câfer-i Sâdık (ö. 765) olarak bilinmektedir. […]

Kahrın da, Lütfun da Hoş

Sûfîler dünyaya gelmekten maksad Allah’ı bulmaktır derler. Ne var ki âleme gelir gelmez bu vazîfemizi unutup dünyanın sefâsının peşinden koşup cefâsından da kaçıyoruz. Dünya hayâtını bir imtihan yeri olarak gören kişi, bu âlemin en iyi eğitim sistemi olan tasavvuf müfredâtı ile yol alırsa Allah’a ulaşmak için doğru bir yol seçmiş olur. Tasavvuf eğitim sistemi için […]

İman, İslâm, Vatan

İman,  kuvvetli inanç demektir. Her insanda doğuştan bir şeye inanma ve bağlanma ihtiyacı vardır. Fakat kişi her zaman neye iman edeceğini bilemez, bir ideoloji, bir siyasi görüş, para, zenginlik ya da sıradan bir insana iman edebilir. İslâm’da iman ise İslâm’dan sonra gelen ikinci bir basamaktır. Bu ayrımı Hucûrat Sûresi 14. âyette net bir şekilde görebiliriz: […]

Yürü Gündüz Gece

İstidat, sözlükte, herhangi bir şeye karşı doğuştan gelen yatkınlık, yetenek ve kabiliyet mânâlarına gelir. Yani kişinin ezelden getirdiği potansiyaline istidat denir. Herkes vazifesine göre sırtına bir yük yüklenir. Bu yüke göre dünyada bir senaryo yazılır. Senaryo, kişiyi doğduğu andan son nefesine kadar istidâdı ölçüsünde ilerler. Aslında kader herkes için ayrı ayrı yazılmış bir senaryo gibidir. […]

Âşıkın Şükrü

Şükür, sözlükte iyiliği anmak, övmek, işine karşılık birini mükâfatlandırmak, minnettarlık, yapılan iyiliği bilmek ve onu yaymak anlamında kullanılır. Şükür, bir başka mânâda ise nimetin farkında olmak demektir.  Sahip olunan güzelliklerin farkına varmak ve bu güzellikleri vereni bilmek de şükürdür. Şükrün zıddı küfürdür, nimeti inkâr etme nankörlüktür. Küfür Arapça, “kefere” kökünden gelir ve örtülü demektir. Nankör […]

Teslimiyetin Yakınlığı

Kurb kelimesi sözlükte yakınlık anlamına gelmektedir.  Teslim ise selâm kökünden gelmektedir.  Selâm barış, güven ve emniyet  mânâsındadır. Teslim ise karşı taraftan emin olmak demektir. Bu iki terim, iç içe geçmiş, birbirine bağlı kavramlardır. Adeta birinin varlığı diğerini de var kılmaktadır. Allah’a yakın olan, O’na teslimdir. Allah’a teslim olan da O’na yakınlaşır. Sufilere göre, teslimiyet  insanı […]

Allah’ın Vefâsı

Sıdk ve vefâ kavramları birbirini tamamlayan kavramlardır.  Sıdk, sözlükte saflık, temizlik, doğruluk ve sâdık olma anlamına gelir. Tasavvufî  olarak sıdk, Allah’a gönülden  bağlanarak çıkar hesabı yapmamaktır.  Her gördüğünü hak bilip ona göre davranmak, bir başka deyişle,  olduğu gibi görünme veya göründüğü gibi olma  halidir. Vefâ ise dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık, sadakat […]

Adalet

  Bugünlerde ülkemizde ve dünyada yaşadığımız terör olayları hepimizi derinden etkiledi. Herkeste bir hüzün, bir öfke havası var. Durmadan öfkeden ve acıdan konuşup şikâyet ediyoruz. Herkesin konu ile ilgili farklı düşünceleri var. Otobüste,  kuaförde, bakkalda herkes dünyayı kurtarıyor ve birilerine sövüp birilerini yüceltiyor. Bu karmaşadan kopup Sâmiha Ayverdi’nin  makalelerinden oluşan bir-iki kitabını karıştırdım. Sâmiha Anne’nin […]

Deryasında Yok Olmak

Kâmil insanları herkes idrâkince anlar, lâkin bazı sultanlar vardırki onlardan biz kâmilin hakikatini dinleriz. Belki anlamayız ama dinleriz idraâk etmek için. Karınca kararınca, kabımıza ne düşerse artık… 20. yüzyılda yaşamış bir büyük mutasavvıf olan Kenan Rifâî nice erler yetiştirmiştir. Bu erlerden biride kendisinin dizinin dibinde büyümüş olan Meşkûre Sargut’tu. Meşkûre Sultan, efendisinden öğrendiği ilmi etrafındaki […]