Tasavvuf, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. Her Nefes Dergisi, bu yolculuğa bir yol göstericinin rehberliğinde çıkan ve aldıkları her nefesi yeni bir fırsat ve hizmet vesilesi olarak görmeye çalışan tâlihli yolcuların zevkli hayatından akisler sunuyor. Alıp verilen her nefesin, ömrün kısalmasının değil, bereketlenmesinin bir işâreti olabilmesi için, uluların ummânından alınan aşk, irfan ve hikmet suyuyla gönüllerimizi yıkıyor. Bu dünyayı idrak zevkiyle dolarak yaşamanın yollarını gösteriyor.

Editörden (Mart 2017)

Merhabalar, Baharın doludizgin geldiği bu günlerde siz dostlarımızla yeniden beraberiz çok şükür. Her Nefes’in bu ayki konusuna geçmeden önce sizlerle Her Nefes’teki bazı değişiklikleri paylaşmayı diliyorum. Yaşadığımız dönem son derece süratle dijital dünyaya doğru değişti-değişiyor. Artık birçoğumuz için dijital haberleşme, bilgilenme daha popüler hale geldi-geliyor. Bizler de Nefes Yayınevi çatısı altında PDF formatında yayınladığımız dergimizi […]

Sohbetler (Mart 2017)

–  Cenâb-ı Hakk’ın iki âşıktan birine zâtıyla, diğerine ise sıfatiyle tecellî etmesinin sebebi nedir? –  “Tecellî, herkesin istidat ve kabiliyetine, yâni kabına göredir. Bu kaplardan meselâ bir fincanın, bir bardağın üstünden deryayı da geçirsen, istiabı kadar alır ve dolunca da, hal diliyle ‘doldum’ diyerek geri kalan akıp gider. Kezâ bir kazan, bir havuz ve ilh… […]

Ateş Adam

Son birkaç akşamdır mahallemizde sokak festivali düzenleniyor. Sokağın farklı noktalarında dünyanın değişik yerlerinden gelen cambazlar, sihirbazlar, palyaçolar daha çok çocuklara yönelik gösteriler yapıyorlar. Birkaç gündür çocukları eğlendirme bahanesiyle ben de bu farklı yetenekleri seyretme fırsatı buldum. Baba olmanın en büyük faydalarından biri de bu: Kimseye hissettirmeden çocukluğa geri dönebiliyorsunuz. İsveçli “Koca Vik” eline ne geçirirse […]

“Benim Bu Dünyada Ne İşim Var?”

Bulutlu bir sabahın erken saatleriydi. Otobüste oturacak bir yer bulmuştu kendine. Her şey normal görünüyordu. Camdan dışarı bakarken o çok sevdiği yolu seyrediyordu. Daha önce yaşadığı bir an vardı. Dünya onun gözünde bir plastik perdeye dönüşmüştü. Onu o zaman da tarif edememişti. Tek söyleyebildiği “çok plastik!” olmuştu. Başlangıç ve son aynı noktayken, yaptığı seyr ü […]

Yürü Gündüz Gece

İstidat, sözlükte, herhangi bir şeye karşı doğuştan gelen yatkınlık, yetenek ve kabiliyet mânâlarına gelir. Yani kişinin ezelden getirdiği potansiyaline istidat denir. Herkes vazifesine göre sırtına bir yük yüklenir. Bu yüke göre dünyada bir senaryo yazılır. Senaryo, kişiyi doğduğu andan son nefesine kadar istidâdı ölçüsünde ilerler. Aslında kader herkes için ayrı ayrı yazılmış bir senaryo gibidir. […]

Dijital Âşık

alıcısı yaradan kendine gel kendine kötü huy nefsin parmağında kendine eş oldu dedi ki onu kısa kesen eşkiyanın eline nefesli gururdan hevesten çekinin   halayıktan hikâye geldi fena dünya güzellerinin hasret ve takvasına dayanamazsın nefeslerimiz temizlik küpünden sabâ rüzgârı onu görünce bir daha iyi yürüsün rahvanlaşsın   Yukarıdaki dizeler tamamen bilgisayarda çalıştırılan bir algoritma tarafından […]

İstidâdın “Karanlık” Yüzü

Son dönem Osmanlı mutasavvıflarından Ken’ân Rifâî şöyle der: “Güneş her tarafa birden akseder. Mezbeleye, lağıma aksetmesi, onların fena kokularını ziyâdeleştirir. Güle, sümbüle ise güzel kokular verir.” Sanıyorum bu sözü okuduğumuz zaman hepimizin aklından, çevremizdeki insanlarla ilgili fikirler geçiyor. Aklımıza iyiler geliyor, kötüler geliyor… En çok da kötüler! Kötü olanların aslında kendi hakikatlerine göre davrandıklarını düşünüyoruz […]

Sehl-i Mümtenî

İnsan ki bu âlemde bir eşi bulunmayan, insan ki şu gök kubbede adını lâyığı ile taşımaya çalışan… O yüzden sanatlardan bir sanat olan “Sehl-i Mümtenî” dedim insanoğluna… “Çok basit görünse de yazılmaya başlanıldığı vakit kolayca yazılamayan, bu yüzden de benzeri olmayan eser” anlamını taşıyor. Tıpkı insanoğlu gibi… Birer sehl-i mümtenî gibi eşi benzeri olmayan biz […]

Bir İsimsiz Kahramanın Ardından

Toplumları, isimsiz kahramanlar ayakta tutar ve geleceğe taşır. Bu insanlar toplumun geniş kesimlerince tanınmadıkları, ünlü olmadıkları için bu dünyadan gelir geçer, görevlerini yapar ve öte âleme giderler, ama belki dar bir çevre hariç bilinmezler. 2 Şubat 2017’de vefat eden Dr. Ali Turgut Alsırt (d.1932) da böyle bir insandı. Turgut Alsırt, babamın “ağabey” bilip, çok sevip […]