“Hakikat Boyutuna Dâir Dile Getirilen Her Şey Bütün İnsanlık Âilesini Birbirine Bağlar”

Ken’ân Rifâî Tasavvuf Araştırmaları Merkezi daha önce hem North Carolina’da hem Çin’de açılmış olan tasavvuf araştırmaları ile ilgili kürsülerin Uzakdoğu’daki bir diğer ayağı ve bunun önemi şuradan kaynaklanıyor: Bu merkezin Hem Batı’nın hem Çin medeniyetinin ve diğer önemli bir ayak olan Japon medeniyetinin bizim kadim geleneğimiz olan tasavvuf ile ilgili araştırmalarda bir ev sahipliği yapması… Hem buradaki Orta Doğu çalışmalarına hem de tasavvuf ile ilgili buradaki çalışmalara bir ev sahipliği yapması… Kyoto Üniversitesi çerçevesinde düşünülerek böyle bir girişim başlatıldı. Bu girişimi başlatanlar(la), aslında târihî bir âna tanıklık ediyoruz hep birlikte. 

İslâmî araştırmalarda aslında Japonya’nın yeri biraz eskilere dayanıyor. Bizim jenerasyon bir Japon araştırmacının Kur’an’la ilgili bir çalışmasıyla büyümüştür. O eseri ilk fakülte yıllarında okuduğum zaman Japon bir bilim adamının böyle bir eseri yazmış olmasına bir taraftan hayret etmiştim bir taraftan sevinmiştim. Rahmetle anıyorum kendisini, Toshihiko Izutsu’nun “Kur’ân’da Allah ve İnsan” çalışması bu alanda önemli bir katkı mâhiyetindedir.  (…) Japon kültürüyle şöyle bir bağlantımız var. Tasavvufî gelenekte şöyle bir sözden bahsedilir. “Lâ fetâ illâ Ali ve lâ seyfe illâ zülfikâr.” Ali gibi fetâ, Ali gibi yiğit; Zülfikar gibi kılıç olmaz. İşte o fütüvvet anlayışı, Ahîlik anlayışı Anadolu tasavvufunda, Anadolu insanının üzerinde lonca teşkilâtlarıyla vesâire ciddi hizmetler vermiş tarih boyunca. Biz o fütüvveti, özellikle benim jenerasyonum üzerinden söyleyecek olursak biraz Japon şogunları üzerinden öğrenmiş olduk. O şogunların dirâyeti bize hep fütüvvetnâmelerde anlatılan eline, beline ve diline hâkim olan o insan tipinin bizim kültürümüzdeki bir yansıması gibiydi. Ki fütüvveti Hallâc-ı Mansur üç tane temel kavramdan birisi olarak sayar: “Tevhid, aşk ve fütüvvet” der.

Bu anlamda Japon geleneğinde bir disiplini görüyoruz. Din çok fazla hayatlarında görünmese bile aslında dinin insanlara vermek istediği en temel birinci hedeflerden birisi irâde sahibi, sorumluluk sahibi insan portresidir. Japon insanında buna bir yatkınlık görüyoruz. O yüzden tasavvufa karşı, aslında hem İslâm’a hem tasavvufa karşı (…) kendi kadim geleneklerinden gelen bir yatkınlıktan bahsedebiliriz. İş yapmalarındaki titizlik, gündelik yaşamlarındaki sabır, her yaptıkları işe özen gösterme… (…) Ne yaparsanız yapın, Allah her yapılan işin iyi derecede yapılmasından hoşlanır, bunu sever, diye bir hadis aklıma geldi. Japonlar burada gündelik gezilerimizde de bunu görüyoruz, seyahatimiz esnâsında da, her yaptıkları işe, basit bir yemek dahi olsa son derece özen gösteren bir tutum içindeler. Bu anlamda Ken’ân Rifâî Tasavvuf Araştırmaları Merkezi hem Japonya’nın en eski devlet üniversitesi konumunda olan (…) Kyoto Üniversitesi’nin ev sahipliğinde  (…) Uzakdoğu insanıyla İslâm medeniyetindeki hem tarihte hem günümüzde yapılan çalışmaları koordine etmesi bakımından da önemli bir merkez hüviyetine bürünecektir. 

Tabiî bu tür çalışmaların diğer bir katkısı şu olacaktır yakın ve uzak gelecekte: Günümüzde medeniyetler arası çatışmaların, medeniyetler arası ihtilafların, savaş senaryolarının konuşulduğu günümüzde aslında medeniyetlerin birbirlerini yeterince tanımadığını, bu tanımayışın daha sonra kavram anarşisine, daha sonra bunun bir fiziksel ayrılıklara neden olduğunu görüyoruz. Bu tür enstitüler öncelikli olarak buralarda, mutfakta üretilecek bilgiyi ilim âlemine tanıtacak, bunlar yayınlarla, eserlerle daha kalıcı hâle getirilecek, daha sonra bunlar halkların birbirlerini tanımalarında çok etkili olacaktır. (…) Hakikat boyutuna dâir dile getirilen her şey bütün insanlık âilesini birbirine bağlar diyebiliriz. Enstitünün bu tür çalışmalara büyük katkısı olacağını umuyorum. Hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen, başta TÜRKKAD ve diğer emeği geçenlerin hepsine buradan şükranlarımı sunuyorum, saygılarımı sunuyorum. 

Osman Nuri Küçük

 

(Doç. Dr. Osman Nuri Küçük – Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü – Kyoto Üniversitesi Ken’an Rifâî Tasavvuf Araştırmaları Merkezi’nin açılış töreninin ardından yapılan röportaj – 7 Mart 2016)

 

The following two tabs change content below.
Nefes Akademi

Nefes Akademi

Nefes Akademi; tasavvufî bilginin güvenilir kaynağı...
0 yorumlar

Yorumla

Yorum yapmak ister misiniz?
Gelişmemizde katkınız olsun.

Bir Yorum Yazın